DOLAR 7,8275
EURO 9,3783
ALTIN 449,358
BIST 1283,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Erzurum 4°C
Çok Bulutlu

Neyi Açıyoruz? – Üstün ŞENGÜL

27.12.2009
66
A+
A-
Sevgili okurlarım,
Ben insanım, hata yapabilirim. Benim yaptığım hatalar dar anlamda benim sorumluluğum altında bulunan insanlar etkilenir o kadar ve telafisi mümkündür. Oysa hasbelkader devleti yönetme makamına gelen insanların yaptıkları hatalar böyle değildir. Onlar, artık basit insan hüviyetinden sıyrılmışlardır. Onların yaptıkları hatalara basit gözüyle bakmak mümkün değildir çünkü onların yaptıkları hatalar bütün milleti ve devleti bağlayıcıdır ve telafisi pek de mümkün değildir. Bundan dolayı onların hataları ihanetle eş değerdir. Bu mantıktan hareketle bu yazımda uzun süredir işgal eden �açılım� denilen hadise üzerinde durmak istiyorum.

Uzun süredir, bu ülkede ısrarla kavramlarla oynuyoruz. Ya içlerini boşaltıyoruz, ya da içlerine kendi iştihalarımızı dolduruyoruz. Özellikle de ağdalı, menşei yabancı gündemimizi yabancı kavramları konuşmalarımızın içerisine serpiştirerek; bunların altını çizerek, okuyanları, dinleyenleri yönlendirmeye, dimağlarını bulandırarak, asıl niyetimizi setretmeye çalışıyoruz.

Yaklaşık iki asırdır çok garip ve bir o kadar da acı ve yanlış bir problem yaşıyoruz. Birileri, bu millete yeni bir kültür yazmak gibi bir garabetle karşı karşıya bırakıyor bizi. Sabah erken kalkan, eline kâğıt ve kalem alarak, doktorun hastasına reçete yazması gibi bu millete kültür yazmaya soyundu ve soyunuyor. Oysa bilinmesi gerekir: İçtimai gerçekler ilgili milletin tarihi içerisinde deneme yanılma yoluyla kendiliğinden oluşur. Değişmez, kendisini gelişen ihtiyaçları karşılamak için kendisini geliştirir. İnanıyorum ki yaşadığımız pek çok problemin en büyük sebebi bu milletin fertlerini bu tür suni çabalarla köklerine yabancı hale getirmektir.

�Demokratik Açılım� ya da �Kürt Açılımı� Acaba neyi açıyoruz. Niyetimiz nedir? Bu açılımla kime ne vermeyi amaçlıyoruz?! Şunun bilinmesini isterim: Benim kafamda ve kalbimde yani ilmen ve hissen �Kürt�, �Türk� ayırımı yoktur. Rahmetli başbuğum hissiyatımı: �Onlar ne kadar Kürtse ben de o kadar Kürtüm� şeklinde özetlerdir. Kürt mes�elesi ile ilgili ilk yazılar 1860�lı yıllara kadar uzanır ve o günden bu güne, ideolojik zeminden ilmi zemine kaydırılamamıştır. Minorski�den bu yana, Kürtlerin ayrı bir millet olduğunu iddia edenler, bu mes�eleye hep ideolojik pencereden bakmışlar ve tezlerini ispat edebilmek için ilmi gerçeklerle oynamaktan geri durmamışlardır. İlk çağ medeniyetlerine kadar gitmişler, zorlama benzerliklerle Kürtlerin ayrı bir ırk olduğunu ispata uğraşmışlardır. Dün gaye belliydi: Osmanlı Devleti�ni parçalamak. Bugün ise Marksist ideoloji merkezli bir mantıkla senaryosu dışarıda hazırlanan bir Ortadoğu projesinin yardımcılığı yapılmaktadır. Gayem Kürt kimdir bunun tahlilini yapmak değildir. Bu ayrı bir konudur. Sadece şunun bilinmesini isterim: Irk, antropolojik bir hadisedir. Kişi ırkını seçemez. Fıtridir ve yaratma gerçeğine bağlıdır. Bundan dolayıdır ki �ırkçılık� insanlık tarihinin en yanlış düşüncelerinden ve uygulamalarından birisi olagelmiştir. Oysa �millet� kavramı tamamen kültür ve inanç merkezli bir kavramdır. Millet, etrafında birleşilen değerlerle alakalıdır. Bir Ermeni, bir Rum ırken farklı olmasına rağmen Türk milletine mensubiyet duyabilir. Bunun için tek şart vardır: Türk kültürünü hayatına merkez yapması. Milleti tarif etme yanlışına düşmeyeceğim, bu sizlere saygısızlık olur. Düşünün lütfen, Allah�ınız bir olacak, Peygamberiniz bir olacak, adınız aynı olacak, örf ve adetleriniz aynı olacak, inancınız aynı olacak, bin yıldır aynı kaderi paylaşacaksınız ama bütün bu birlikteliklere rağmen ayrı millet olacaksınız! Bu nasıl bir garabettir. Varsın olsun! Eğer Kürt kardeşim ben ayrı milletim diyorsa aksini iddia etmeyi şimdilik bir yana bırakalım. Asıl konumuz bu değil.

Nedir �Demokratik Açılım?� Eğer bundan kasıt insanlara bütün dünyada geçerli olan hakların verilmesi ise kimsenin bir itirazı olamaz, olmamalıdır da. Çünkü bunun tartışılacak bir tarafı yoktur. Burada esas mes�ele �Demokratik Açılım� denilen hadisenin �Kürt Açılımı� seviyesine indirilmesidir. Problem de bu noktadan sonra başlıyor. Çok da ilmi tahliller yapmayacağım. Gazetelere bakınız, Maşaallah büyük büyük kalemşörlerimizin kalemlerinden bu hususta ilim damlıyor zaten! Ben sadece bazı sorular sorarak, bu ülkeyi, birlik ve beraberliği gerçekten savunan insanların aklına ve vicdanına hitap etmek istiyorum. Cevapları sizin vermenizi istiyorum. İnanıyorum ki, bu sorulara vereceğimiz cevaplar �Demokratik Açılım� denilen bu mes�elenin ne kadar sunı, ne kadar art niyet dolu ve dışardan yazılmış ve oyun olduğu anlaşılacaktır ama çok geç olmadan.

Yıl 1991.
Milletler Hapishanesi olarak anılan Sovyetler Birliği, Karl Marx�ın kehanetinin tersine(O, bir gün Kapitalizmden Sosyalizm doğacak diyordu.) gümbür gümbür yıkıldı ve komünizmden dünyanın en kızıl Kapitalizmi, �Mafya Kapitalizmi� doğdu. Dünyadaki güç dengelererindeki kontrolünü kaybeden Ruslar, derhal kaybettiğini yeniden kazanmak için çaba içerisine girdi ve çözüm olarak �Bağımsız Devletler Topluluğu� gibi bir çözüm buldu. Yani çözüm birlikteydi.

İyi de bize ne oluyor, niye ayrılık peşinde koşuyoruz?!
Amerika, yetmiş iki milleti �Amerikalı� kavramı etrafında birleştirerek dünyanın genel gidişatına kendi menfaatleri çevresinde yön veriyor.

Biz niye aynı değerlere sahip olmamıza rağmen bunca ayrılık içerisine düşüyoruz?!
Avrupa, ABD karşısında ayrı olmanın sancılarını yaklaşık 80 yıl çekti. Baktı ki olmuyor, çözümü yine birlikte gördü ve AB/Avrupa Topluluğu şemsiyesi altına girdi.

Biz niye ayrılık rüzgârları estirip, fitne tohumları ekiyoruz?!
Kendimize neden sormuyoruz, birleşmeye çalışan dünya, bizi neden bölmeye çalışıyor? Avrupa Topluluğu ek protokolları Türkiye�yi neden 36 etnik kimliğe bölmeye çalışıyor?

Bu bölünme, bu ülkede yaşayanlara ne kazandıracak?
PKK. Marksist ideolojiyi savunan bir terör örgütü. Bu dünya görüşü, millet, din gerçeklerini reddediyor. Peki nasıl oluyor da, PKK Kürtçülük yapıyor ve nasıl oluyor da Kürt kardeşim bunu görmüyor?!

Bu açılımla kim, kime ne verecek?
Kürt ve Türk, aynı okula gitmiyor mu?
Kürt ve Türk, aynı devlete aynı şartlarda memur olmuyor mu?
Kürt ve Türk, aynı devlette öğretmen, doktor, avukat olmuyor mu?
Kürt ve Türk, aynı devletin ordusunda asker, komutan olmuyor mu?
Kürt ve Türk, aynı devletin meclisine milletvekili olarak girmiyor mu?
Kürt ve Türk, aynı devlete Cumhurbaşkanı olmuyor mu?
Kürt ve Türk, aynı devletin kanunlarına tabi olarak eşit şekilde ticaret yapmıyor mu?
Kürt ve Türk, aynı kanunlar çerçevesinde mülk edinme hakkına sahip değil mi?

İyi de bunlardan farklı olarak bende olup Kürt kardeşimde olmayan hangi haktan bahsediyorsunuz, hangi hakkı vereceksiniz?! Bundan sonra vereceğiniz her hak bende olmayan hak olmayacak mı?
Bu durum, bu ülkenin temeline ayrılık tohumları ekmek olmayacak mı?

Şu bir gerçektir ki PKK, türediği tarihten bu tarafa özellikle iki şeyi gerçekleştirmek için çok uğraştı. Bunlardan birincisi: Herkese Doğu ve Güneydoğu�nun tamamen Kürt(!) olduğunu kabul ettirmek ve ikincisi de: bu mes�eleyi basit terör mes�elesi olmaktan çıkartıp tabana yayarak bir Türk-Kürt çatışmasına dönüştürmekti. Dikkat edin öyle bir noktaya geldik ki
bu ikisini de adeta devlet eliyle yapar olduk. Neredeyse masum Türk ve Kürt karşı karşıya gelmek üzeredir. Bunun vebalini kim, nasıl ödeyebilir?

�Ayrılıkta azap vardır.� İlahî fermanını neden unutuyoruz?
Uyanmak lazım. Aklı selim olmak lazım. Bu Senaryo Türkiye�de yazılıyor olamaz. Bu ayrılıktan sadece ayırmaya çalışanlar kazançlı çıkacaktır. Bin yıldır aynı kaderi paylaşan bu ülkenin insanlarının bu oyuna gelmemesi lazım. Sevgi bunu gerektirir, akıl bunu gerektirir; Müslüman kimliğimiz bunu gerektirir; sahibi olduğumuz birliktelik unsurları bunu gerektirir.

Vesselam

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.