Yöremizde düğünler sonbaharda yapılır. Bunun nedeni ise ilkbahar ve yaz aylarında herkesin işi ile meşgul olmasıdır. Sonbahar mevsiminde herkes işini yoluna koymuş olur.

1- Kız İsteme :

Olur’da evlenme görücü gitmekle başlar. Oğlan tarafı eşten dosttan kendiler5ine uygun bir kız sorar. Yada erkek beğendiği kızı yakınlarına çıtlatır. Bunun üzerine oğlan tarafı, perşembeyi cumaya bağlayan gece kız evine görücü olarak gider. Görücü olarak gidenler; oğlanın annesi, kız kardeşi, halası, teyzesi gibi en yakın akrabalarıdır. Kız süslenerek görücülerin yanına gelir “hoş geldiniz” dedikten sonra kahve ikram eder ve odadan çıkar. Kız tarafı düşünmek için “oğlan ile kız birbirlerini görsünler, ikisi de olur derse bu iş olur. Vaktinizi ikileyin” der
Oğlan tarafı iki hafta sonra Perşembe gününün akşamı “elçi” gider. Sefa, hoş beşten sonra gidenlerin en büyüğü konuya temas ederek “Allah’ın emri, Peygamber’in kavli ve sünnetiyle kızınızı oğlumuza istiyoruz. Bizi dostluğunuza kabul eder misiniz?” diye sorar. Eğer kız tarafının bu işe rızası yoksa ikram da bulunmazlar. “Hele yaşı küçüktür” diye bir bahane uydurulur. Yok eğer kız tarafının rızası varsa kızın büyüğü “Allah’ın emri, Peygamber’in kavli ve sünneti ile kızımızı oğlunuza verdik. Sizi dostluğumuza kabul ettik” der. Bundan sonra elçilere ikram da bulunulur. Oğlan tarafı “Hele gelin kızımız gelsin de görelim” der. Kızda elçilerin bulunduğu odaya gelir ve herkesin elini öper. Elçiler getirdikleri takıları (Altın, bilezik, yüzük vs.) geline takarlar.

2- Başlık ve Söz Kesme :

Elçi gitmesinden on beş gün sonra gene Perşembe gününün gecesi “başlık kesme” ye gidilir. İki taraf kendi aralarında nalaşır. Bundan sonra oğlan tarafı “Adamımızı ne zaman götürelim?” diye sorar. Kız tarafı iki ay ile bir yıl arasında bir zaman söyler. Buna “Söz Kesme” denir. Böylece oğlan ve kız tarafı belirlenen süre zarfında düğün hazırlıklarına başlarlar.

3- Nişan :

Düğün gününden önce oğlan tarafından kadınlar kız evine nişan götürürler. Kıza takı ve elbise, kızın ailesi ve yakın akrabalarına ise sadece elbise götürürler. Kız tarafı burada nişana gelenlere yemek yedirir. Nişana gelenler yanlarında getirdikleri kınayı ezerek gelin adayının eline koyarlar.

4- Düğün :

Düğün gününden birkaç gün önce kız tarafı “sacı” ister. Kız tarafının düğün günü düngürcü (dünürcü) ‘lere yedireceği yemeğin malzemesine “sacı” denir. Kız tarafının gönderdiği listedeki malzemeler alınır ve kız evine gönderilir. Yine düğün gününden önce “Davetçi” çıkarılarak konu komşuyu davet edilir. “Davetçi” genellikle fukara bir kadındır. Davetçiye düğün sahipleri bir miktar para verdikleri gibi, davetçinin gittiği her evde yiyecek türü bir şeyler verir.
“Yenge” yanındaki üç kadınla birlikte kına gecesi kız evine gider. Yanında getirdiği keteleri orada bulunanlara dağıtır. Buna mukabil yengeyi görmeye gelenlerde, ona kahve yada şerbet ikram ederler. O gece gelinin başı bağlanır, duvak giydirilir, kınası oynatılır. Kına önce gelinin eline konur. Sonra da oradakilere dağıtılır. Yenge kınayı ezene ve oynatanlara bahşiş verir. Gelinin çeyiz sandığı hazırlanır ve anahtarı yengeye teslim edilir. Oğlan tarafında oğlanın kınası arkadaşları tarafından oynatılır. Orada bulunanlara çerez dağıtılır.
Ertesi gün düngürcü gelini getirmeye gider. Burada dünürcüye yemek yedirilir, şerbet ikram edilir. Daha sonra “tabla” gezdirilir. Tablanın üstüne bir tülbent konmuştur. Orada bulunanlar gönüllerinden ne koparsa tablaya atarlar. Tülbenttin altına konan bozuk paralar tablayı dolandıranındır. Tablada biriken para oğlan tarafına verilir.Daha sonra oğlan ve kız tarafının çeyizi yazılır. İki tarafın masrafları denkleştirilir. Buna “Mihir Tutma” denir.
Artık gelini götürme zamanı gelmiştir. Davul zurnacı dünürcüyü toplar. Gelin evinin önüne gelerek uzun hava camlaya başlar. Gelin evden çıkmadan önce evin kapısını kız tarafından bir çocuk tutar. Sağdıçtan istediğini alıncaya kadar kapıyı açmaz. Davul zurna eşliğinde gelin evden çıkar. Renkli kilimlerle süslenmiş kazanın üzerine basarak ata biner. Bu arada kızın çeyizi de arabalara yüklenir. Çeyiz sandığının üzerine kız tarafından bir çocuk oturur. Sağdıç bunun da gönlünü hoş eder. Burada ki işler bittikten sonra gelin damat evine doğru yola çıkar.
Damat evine yaklaşan gelini ilk karşılayan bir atlı grubudur. İlk önce gelen atlı gelinin kucağındaki “Tilki” denen bohçayı alır ve kaçar. Buna “Tilki Kaçırma” denir. Bohça da tilkiyi kaçıran için hazırlanmış hediyeler vardır. Eğer gelin alayının geldiği yol üzerinde koyun sürüsü varsa, sürünün çobanı gelinin önüne bir koyun getirir. Gelin bu koyunu kaldırıp eğerin üzerine koyarsa koyun gelinin olur. Yok eğer kaldıramazsa kayın pederi gelinin bedelini çobana vermek zorundadır.
Gelin oğlan tarafında davul zurna ile karşılanır.Yine süslü bir kazana binerek iner. Damat gelinin karşısında para ve şeker saçar. Eve girmeden önce gelinin parmağı ekşi hamura batırılarak kapının başına sürdürülür. Ev ahalisi geline hoş görünsün diye aynaya baktırılır . O gün ve o gece oyunlar oynanır.
Ertesi gün gelinin yüzü açılır. Sağdıç gelinin çatkısını bıçakla kaldırarak orada bulunan kızların üzerine atar. Bıçağın burada ki anlamı şudur “Çok konuşursan dilini, çok gezersen ayağını keserim”. Damat gelinin ayağına basar. Bundan maksat damadın sözünün geçmesidir. Daha sonra damat ve gelin bara kaldırılır. O gün başka bir etkinlik ise güreştir. Yörenin en iyi güreşçileri o gün güreş tutarlar. O gece gelin ve damat gerdeğe girerler.

5- Ayak Dönümü :

Düğünden bir hafta sonra damat gelinle birlikte kaynatasının evine gider. Gelin burada hasret giderir. Burada damada yarılması güç bir kütük yardırılır. Buna “enişte kütüğü” denir.