(Bu sayfalar için; "Oltu Hizmet Birliği" tarafından hazırlanıp basılan "OLTU" Adlı eser kaynak olarak kullanılmıştır..) 1.nci Dünya Savası ve Oltu : Savas öncesinde Ruslar ellerinde bulunan diğer Türk bölgelerinde olduğu gibi Elviye-i Selase'de baskıya giristiler . Oltu'ya getirmis oldukları birlikler Rum ve Ermenilerin tesvikiyle Türklere çok sert davranmaya basladılar.Oltu'lu erkekler zorla evlerinden alıkonulup , aç ve susuz bırakılarak güç islere sevkediliyorlardı.Ayestefanos antlasmasından dünya savasının baslangıcına kadar Oltu'da Rus yönetimine karsı bir direnme olmadı. Oltu'lular savas baslangıcında Türklerle Ruslar savas durumunda olmadıkları halde, büyük umuda kapıldılar. Esaretin sona ereceği kurtulus günlerinin yakınlığı Oltu'lu halk arasında ortak bir inanç haline geldi. Ağustos 1914'te I.nci Dünya savası basladı.Alman Amiral Suchon (Suşon) komutasındaki Türk donanmasının 29 ekim 1914 sabahı Rusya'nın Sivastapol, Odesa ve Kofe deniz üslerini bombalamasıyla Rusya ile Osmanlı Devletinin arasındaki harp fiilen baslamıs oldu. Ruslar Kafkasya'dan Anadolu'ya gelen ana doğrultudaki yerlerde zaten yapmıs oldukları yığınaklarla, Narman ve Kaleboğaz bölgelerinden geçerek harbi baslatmıslardır. Rusların önemli yığınaklarından biriside Oltu bölgesi idi. Rusya'nın Oltu müfrezesi Genaral İstomin komutasında, 20.nci tümenin 1.nci tugayı bir sınır taburu, bir ermeni taburu, ve bir kazak süvari alayından olusuyordu. Rus kuvvetleri taaruza geçtikten sonra Oltu üzerinden iki kolla Oltu-Kaleboğazı Oltu-Narman doğrultusunda ilerlemeye basladılar.Kaleboğazı doğrultusunda ilerleyen diğer bir rus kolu zayıf türk birliklerini geriye atarak ilerlemeye devam etmis 3 kasımda da Narman'ı isgal etmistir. 15 aralık 1914'de Sarıkamıs harekatını baslatan Enver Pasa komutasındaki Türk Ordusu 22 Aralık 22 Aralık 1914'de iki koldan Oltu üzerine taaruza geçti. Türkler Oltu'yu ele gecirirse Pasin ovasındaki rus kıtalara nisbeten Karsa daha yakın olacaklardı. Oltu'yu alınca Ardahan ve Kars'daki Rus kuvvetlerinin arkasındaki Türk kuvvetleri ve Gürcistan ve Tiflis üzerine hareket mümkün olacaktı.138 23 Aralıkta Rus birlikleri püskürtülerek, Oltu'ya Türk birlikleri girmisti.Bu günkü yapılan çarpısmalarda Oltu'da bir albay olmak üzere bin kadar rus askeri esir alınmıstır. Enver Pasa Kuvvetlerinin gerek ileri yürüyüsünde, gereksegeri çekilmesi sırasında Havdos Terping bahçecik köylüleri halkından büyük yardım gördü. Türk ordusunun Oltu'ya girmesi halkta büyük bir sevinç yarattı. 1 Ocak 1915 gününe kadar basarılı taaruzlar yapan Osmanlı kuvvetlerinin Sarıkamıs felaketi sonucu hücum gücü kırılmıs ve taarruz inisiyatifini Ruslara kaptırmıslardı. Ardahan üzerinden ilerleyen rus birlikleri de bu bölgedeki Türk kuvvetlerini geri atarak 3 Ocak 1915'den itibaren Oltu yönünde ilerlemeye basladılar. Zira çok geçmeden Türk Kuvvetleri Oltu'dan çekilirken, Rus Kazak alayları 17 Ocak 1915'de Oltu'yu isgal ettiler. Bu bölgedeki Müslümanların Türk Ordusuna yaptıkları yardımların intikamını Rus kuvvetleri feci sekilde aldı. Ermeni ceteleri Bahcecik,Havdos,Terping köylerinin erkeklerini tamamen kılıçtan geçirdiler. Senkaya'nın Nüsük, (Catalelma) Güresken, Zakim (Senpınar) Çermik(Kaynak) köylerinin erkeklerinide Sibirya'ya sürmüsler, diğer bütün köyleride yakıp yıkmıslardır.(143) Bu sırada Oltu'ya bağlı 180 köyün 7'si Ermeni 9'u Rum 164'ü Müslümandı. Ruslar isgal esnasında Oltu'da yaptıkları katliamın yanı sıra, isgal esnasında ve daha sonrada devam eden Ermenilerin müslüman halka yaptığı saldırı , tecavüz ve katliamlara lakayt kalmıslardır. Bölgedeki Rus memurlar Oltu ahalisini hain olarak telakki ettiklerinden cezalandırılmaya müstehak olduklarını düsünüyorlardı. Müslüman ahalinin yanlız Oltu'da değil bütün Doğu Anadolu Bölgesinde yasadığı bu felaketler Azerbeycan basınında yer alınca Azarbaycan Türkeleri arasında büyük üzüntü ve heyacan meydana getirmis ve savas bölgesinde felakete uğrayan kardeslerine yardım elini uzatmak için "Kardas gönegi " siarıyla yardım çalısmalarına baslamıslardır. Bakü İslam Cemiyetinin Oltudaki Faaliyetleri Gerek Rusların hatta Ermeni ve Rumların yapmıs oldukları baskılar ve gerekse Osmanlı ordularının cesitli cephelerdeki yenilgileri Oltu'luların baslarının çaresine bakmaya yöneltmistir. Savas yıllarında Güneybatı, Kafkasya, Ardahan Oltu ve Kars Dolaylarında bir çok Türk çocuğu özküs kalmıstı. Bu yardım faaliyetlerinde en büyük görev, 1905'de Moskovada tahsilde bulunan Türk talebeleri tarafından kurulan Bakü islam Cemiyet-i hayriyyesi üstlenmistir. Bu cemiyet yardım çalısmalarını ordganize ettiği gibi yardımların ulasmasınıda sağlamıstır. 1915 Martında Rus Çarından gerekli iznin alınmasından sonra bu cemiyet "Felaket ve Harpzedelere Yardım Heyeti" Tiflisten Kars'a geldikten sonra diğer yerlerde olduğu gibi Oltu'yada temsilcilerini göndermis, gerekli incelemelerde bulunduktan sonra sırayla Kars, Ardahan, Oltu ve Kağızmanda subeler açılmıstır. Bakü İslam Cemiyetinin yardım elini uzatmasıyla halk açlık ,sefalet ve ölümden kurtulmustur. Cemiyetin Oltu'ya gelen ilk temsilcisi Dr:Sultan'dır. Bu sahıs Oltu'lu öksüzlere yardım etmekle kalmayıp , ayni zamanda ilçenin ileri gelenleri ilede görüserek onların kafalarına direnme, milli mücadele ve istiklal ruhunu sokmustur. Dr: Sultan Oltu'lulara "Uyanın ve hazırlanın, istiklal için mücadele etmek gerekecektir." diyordu . Cemiyet-i Hayriyye ,zor durumda olan vatandaslara yardım etmekle kalmayıp Rus memurların yaptığı haksızlıkların ve Ermeni baskılarının durması için gerekli girisimlerde bulunmuslardır. Bu ızdıraplı günlerde Cemiyet-i hayriyye' nin yapmıs olduğu yardımlar Oltu ahalisin>Cemiyet-i hayriyye Oltu'da yaptığı araştırmalar sonucunda 21 köyün tamamen dağıldığı 540,ı çocuk olmak üzere 10 bine yakın Müslüman'ın büyük sıkıntı ve mağduriyeti içinde olduğu tespit edilmistir.Cemiyeti'nin Oltu'da yapmış olduğu faaliyetin en önemlisi savasa katliam yüzünden ailesini kaybeden sahipsiz ve yetim kalan çocukların toplattırılması ve yerleştirilmesi gelmekteydi.Savasta ailelerini kaybeden yüzlerce çocuk ya sokak baslarında, harabelikler de açlıktan ve soğuktan ölmekle yada Rus subay ve erleri hatta Ermeniler toplatılarak , Hiristiyanlastırılmakta ve özleri unutturulmaktaydı. Bölgedeki sahipsiz yetim Müslüman çocukları toplamak üzere Oltu'ya gönderilen Cemiyet-i Hayriyye görevlisi Rusen Bey efendiyev ve diğer temsilciler Oltu'nunher kösesini dolasarak Müslüman çocukları sokoklardan, köylerden tek tek toplayarak cemiyetin açmıs olduğu muhtelif yerlerdeki sığınaklara yerlestirmislerdir. Cemiyet-i Hayriyye'nin Kars Subesi Oltu'da bir yetimhane ve sağlık bakımevleri açmıstır. Oltu'daki yetimhanenin müdürü Yasin Hasimoğlu'dur. Yasin Hasimoğlu o günlere ait bir hatırasını söyle nakleder. "Rus idaresi zamanında altında bulundugum zannı bertaraf edip takibten kurtulmak için 1915'te Rus hükümetine memur olarak girdim. Gizli olarakta Bakü İslam Cemiyetine intisab ettim. Gizli islam komitesinin sekreterliğini ve Cemiyet-i hayriyye'nin Rusların elinden alınan Türk çocukları için kurduğu yetim hanenin Müdürlüğünü yapıyordum." 1914-1917 yılları arasında Oltu'da yukarıda anlattğımız gibi çok kötü ve karanlık günler yasanmıstır. 1917 Rus-Bolsevik ihtilali ve Oltu'da Milli Teskilatlanma 1917 Rus ihtilali ile Çarlık devrilince , Ruslar çekilmis, bu defa da Ermeni ve rumlar meydanı bos bulmuslar, halka zulum yapmaya baslamıslardı.Halkımızın (Otuzdört kırgını)dediği 1918 ilkbaharındaki Ermeni mezalimi hala hafızalardan silinmemistir. 1917 Rus ihtilalinden sonra Oltu'nun yönetimi "Er icra komitesi"(Soldakski İspalnitelni komitat)'ın eline geçti. Bu komite erlerin haklarını korumak amacıyla kurulmustu. Fakat sonradan yetkileri genisletilerek ilcenin bütün islerine ele almıstı. Bir müddet bu komite tarafından yönetilen Oltu ,sonra ilçe komiserliği (oknujnoy Komisaritat) adında bir kurul tarafından yönetildi. Rus ihtilalinin etkisiyle ilçede ve bucaklardaki eski yöneticiler değistirilerek yerine halk tarafından seçilen yeni yöneticiler getirildi. İhtilalin ilk günlerinde Oltu'daki Rus askeri arasında disiplin ve düzen kalmamıstı. Eline silah geciren her asker etrafına bir kaç kisiyi topluyor, meydana çıkan küçük topluluklar, basıbozuk bir sekilde Rusya içlerine çekiliyordu. Yerli ve Rum ermenilerde bu çekilisten yararlanarak Rus askerlerini oltu aleyhinekıskırtmaya çalısıyorlardı. Rum ve Ermenilerin aleyhte propaganda ve tahrikleri bir türlü durmuyordu. Türklerde bu propagandaları tesirsiz bırakmak,düsmanın sinsi emellerine mani olmak için canla basla çalısıyorlardı. Bu konuda Türklere yardımcı olan ikde rus subayı vardı. Üsteğmen Bakradze ve üsteğmen Guvaramadze : bunlar Gürcü asıllı idiler Birincisi Oltu er icra Komitesi Baskanı İkinciside ilçe Komiserlik üyesi idi. Gürcülerle Ermenilerin arası hic iyi değildi. Bu yüzden bu Gürcü komutanlar Türk Ermeni anlasmazlığında daima bizi destekliyorsada , Ermenilere yüz vermiyorlardı. Bakü İslam cemiyet-i hayriyyesi 1915 yılı baharından itibaren Oltu ve bölgesinde giyecek , yiyecek dağıtımı yapıp sahipsiz çocukları toplarken, bu maddi ve manevi yardımların yanısıra Oltu halkını bilinclendirmeye çalısmıs ,onlarda birlik ve direnme duyğularını gelistirerek özellikle 1917 ihtilali ile meydana gelen ortamda Ermenilere karsı teskilatlanmaya tesvik etmisti. Daha önce de Dr Hüsrev Sultanof'un Oltu'ya geldiğini ve halkın dikkatini çekmeye çalıstığını belirtmistik. Bakü İslam cemiyet-i hayriyyesi , Elviye-i Selase halkına gereken yardımı sağladığı gibi ,el altından da milli teskilatlarını yeniden canlandırmaya calısıyordu. Bakü İslam cemiyet-i nin Oltu'ya gönderdiği ikinci temsilci Rusen Bey efendioğlu ile İsmail Nazaralioğlu'dur. Bu temsilcilerde yerli Türk halkına ayni düsünceleri asılıyoyrdu. Cemiyetin yardımını dağıtmak için Oltu'ya gelen Ismail Nazaralioğlu, Melo-Tortum mıntıkası mümessili olarak Rus ve Ermeni makamları ile yazısmıs, haklarını müdafaa etmistir.Oltu'lular onun samimiyetinden emin olarak etrafında toplanmıslar, İsmail Nazaralioğlu'nu kendilerine rehber seçmislerdir. Nitekim 1917 sonlarında Oltu'lu Türkler teskilatlanmaya karar vererek Ismail Nazaralioğlubaskanlığında Oltu milli islam Komitesini kurdular. OLTU MILLI ISLAM KOMITESI Ismail Nazaralioglu baskanlıgında kurulan birde özel katibi bulunan komite su üyelerden olusuyordu ; Yusuf Ziyabey, Dr Esad Bey, Yasin Hasimoglu, Molla Bilal, Terpinkli Molla Veysel, Daggirli Tastan efendi, Seferefendizade Ahmet bey,Serifoğlu Mehmed bey (Ayni zamanda Olur Kaymakamı) Örtülü köyünden(Senkaya) Hüseyin Sırrı, Hasanoğlu İsmail bey, (Oltu jandarma komutanı) gibi uyanık Oltu'lular İsmail Nazaralioglu etrafında toplanarak Oltu gizli islam Komitesini kurdular. Bu komite Oltu'lu türkleri teskilatlandıracak ileride Oltu'nun Anavatana katılmasını sağlayacaktı.İsgal altında bulunan Kars, Ardahan, Oltu, Batum Sancakları Osmanlı ile birlesme isteklerine yanlızca Osmanlı Devletine değil ayni zamanda Osmanlı sadrazamı Talat Pasa ya Almanya Avusturya, Macaristan Dısisleri bakanlıklarına ve Sovyet Hükümetine bildirdiler. Gönderilen Telgrafta söyle deniliyordu. "93 harbinde tazminat-ı harbiye mukabilinde Rusya'ya terkedilen Batum, Livane, Oltu, Savsat, Ardahan ve tevabii ahalisi namına ber vech-i zir istirham ediyoruz. Bizler asırlardan beri dini ve milli gayelerle bağlı bulunduğumuz Osmanlı Hükümeti için her nevi fedakarlıktan geri kalmayacağız."16 Aralık 1917'de Talat Pasa'ya gönderilen telgrafta Elviye-i Selase halkının tekrar Osmanlı Devleti ile birlesmek istediği belirtilmistir.Bakü İslam cemiyeti böylece Oltu Milli Islam Komitesinin kurulmasını ve Oltu'luların silahlanarak Ermenilerle mücadele etmesini sağlamıstır. Etrafta Ermeni zulmü devam ederken Oltu'da kurulan bu komite evvela gizli daha sonra da asikar faaliyetleri sayesinde, Ermeniler bir tek Oltu'lunun burnunu dahi kanatamamıstır.İslam Komitesinin faaliyetlerine gelince ; komitenin merkezi Oltu olup , Olur, Narman, Tortum nahiyeleri, ve köyleri de faaliyet alanına girmekteydi. Komitenin faaliyetleri son derece gizli bir sekilde yürütmesi gerekiyordu. Çünkü Türklerin teskilatlanıp , silahlandıklarını öğrenen Ermeni ve Rusların buna engel olmaya çalısacakları kesin olarak bilindiği gibi , Türklerde teskilatlanma ve silahlanma faaliyetlerini rahat bir sekilde yapamayacaklardı. Komitenin en önemli faaliyetlerinden biride halkın hukukunu korumanın yanısıra, halkı silahlandırmaktı. Bütün müslümanlar bu komiteye davet ediliyor, Halk teskilatlandırılarak , silahlandırılıyordu. Ayrıca komite bunlarla kalmamıs, kazalarda zulme uğrayanların yardımına kosmustur.(164)Komite üyeleri Tortum'da surbahan köyünde Ruslara ait bir depoyu basarak ele gecirdiği silahları halka dağıtmıslardır.Ayrıca gerek komite üyeleri gerekse halk, Rus ve gürcülerdenpara ile silah temin etmeye çalısmıslardır. 1917'de Bolsevik ihtilali, Oltu islam Komitesinin daha hızlı ve rahat çalısmasına yol açıt. İlcede Türklerin gittikçe kuvvetlenmesi ve Cemiyet-i hayriyyenin Türkler lehine faaliyetlerini artması, yerli Rum ve Ermenilerin gözünden kaçmıyordu. Ermeniler bir ara ileri giderek Cemiyet-i Hayriyye mensuplarını ortadan kaldırmayı düsündüler. Eremeniler Bakü İslam Cemiyet-i Hayriyyesi vekili İsmail Nazaralioğlu ile Doktor Hacıyev'i ve Yusuf Ziya bey'i basta olmak üzerebir kısım ileri gelenleri öldürmek üzere toplanmıslar, ancak bu suikast planı önceden öğreneldiği için gerçeklestirilememistir. Oltu İslam Komitesi 1917 rus ihtilalinden sonra Yusuf Ziya beg i halk temsilcisi olarak Tiflis'e gönderdi.Oltu'luların teskilatlanması tamamlanmıstı. Komite çalısmaları basarılı bir sekilde yürüyordu. Ancak kurtulus için halkın silahlanması gerekiyordu.Türkler 1878'den beri askerlik yapmadıkları için silah kullanmasını bilmiyorlardı.Oysa Ermeniler hem askerlik yapmıs ve hemde silahlanmıslardı .Rus subaylarından Bağdayef'in bulunduğu 250 kisilik bir Ermeni düzenli bölüğü mevcuttu. Ayrıca Oltu'daki bütün depolar ve ambarları ele geçirmislerdi. Bu sebeblerden dolayı komite ilçe halkı arasında genis bir silahlanma faaliyeti baslattı. Oltu'luların on sığır fiyatına bir tüfek bir teneke buğday fiyatina bir fisek aldıkları söylenmektedir. Silahlanmaya büyük önem veren komite, Ermenilerle Türkler arasındaki bu farkı ortadan kaldırmaya uğrasıyordu. Yasin Hasimoğlu bu çalısmaları söyle anlatmaktadır. "Kasabanın içinde komitemize mensup adamlar Ruslardan parayla ytüfek ve cephane satın alıyorlardı. Diğer halkında silahlanması konusunda çok gizli surette çalısılmaktaydı. Az zamanda bütün ilçe halkı komitenin varlığından ve emellerinden haberdar olmus ve hepsi istisnasız tek vucut , tek kafa gibi gizliliğimizi korumus, sırlarımızı dısarıya vermemisti. Köylülüre harp sıralarında ve orduların geçislerinde yağma edildiklerinden parayla silah satın alacak durumda değillerdi. Komitenin tesvikiyle bir köyde yakın akrabalardan ikiser öküzü olanlar birer tanesini satarak silah almıslardır. Yine silahlı çeteler kurularak, çekilmekte olan Rus asker gruplarının ellerinden silahları alınacaktı. Silah tedariki için kurulan cetelerden bir kısmıda Tortum taraflarına gitmis ve Ödük köyünde Ermenilerin muhafazasındaki ambarlar dağıtılmıstır. Gürcü asıllı üsteğmen Bakradze'den tanesi 15 kapikten alınan 220 mermi gece götürülürken Ermeniler tarafından görüldüğünden sonra tasınmak için barakaya bırakılmıstı. Ertesi gün bunların Ermeniler tarafındanalındığını gören komite, Ermeni Tasnak komitesi azalarını çağırarak cephanenin Türkelere ait olduğunu bildirmis sonucta cephaneyi az noksanıyla iade etmelerini sağlamıstı . Böylece komite gizli faaliyet göstermekten kurtulmus , varlığını da duyurmustur. Oltu'nun Komite tarafından alınısı : Bütün bu faaliyetler sonucu Oltu Milli Islam Komitesi oldukça muntazam idari ve askeri bir teskilata sahip olmustur. Komitenin silahlı kuvvetleri süvari ve piyade olmak üzere ikiye ayrılmıs, komutanlığına da yusuf bey getirildi. Bu sırada Oltu'ya gelip giden Türk köylüleri sık sık Ermeni tecavüz ve hakaretlerine maruz kalıyordu. Hem bu olaya son vermek hem de Türk halkının Oltu'daki mevcudiyetini göstermek amacıyla 27 Ocak 1918'de harekete geçildi. Islam Komitesi Ermenilerin askeri üstünlüklerine son vermek kararı aldı. Ancak bu isin kan dökülmeden kolaylıkla halledilmesi gerekiyordu. Bütün bu hazırlıklar tamamlandıktan sonra Ermenilerin ummadıkları bir anda Oltu her taraftan yerli kuvvetlerle donatıldı. Telgraf hatları aksamdan kesildi. Cetelerin bir kısmı ilçe icerisindeki Devlet dairelerine el koydu. Cevre köylerden gelen kuvvetler sehirdısında mevzilendi. Atlı Kuvvetler cephane ve depoları almakla görevlendirildiler.Ermeni bölük komutanı Yüzbası Bağdayef'in evini ele geçiren komite ona yazdırdığı emir ile bütün ambar ve cephaneler ele geçirildi. Yasin Hasimoğlu o günleri söyle anlatmaktadır. "Emrin yazılı kağıdı alarak Oltu'lu Ali pasa adlı biriyle ilcenin doğusunda Bilal yönetimindeki müfrezenin yanına gittik . Müfrezeden aldığımız bir kaç kisi ile selgah çukurlarına mevzi aldıktan sonra geceden cayın üstüne konulan tek tahtalı köprüden geçtik. Çayın kenarlarına yaklastığımız zaman Ermenilerin erzak ambarlarındaki karakol erlerinin mevzide olduklarını gördük Eri bascavusu çağırmak üzere kıslaya gönderdik. Bizde Ermeniler teklifi kabul etmeyipte kısladan dısarı çıkarlarsa içlerine ates etmek ve bu surette fazla zayiat verdirmek emeliyle sosenin kenarına mevzi aldık. Cephaneliklerin karakol binasına yaklastığımızda burada bulunan 8 kisilik muhafız takımı teslim olmak istemedi. Kendilerine fazla vakit kaybetmememiz gerektiğini aksi takdirde silah kullanmak zorunda kalacağımızı, bizden iki kisi ölürse onlardan 8 kisi öleceğini bildirdik. Ambarlar alınır alınmaz derhal açıldı. Biraz önce cayın bu tarafına geçip Millet Bahçesin'de beklemekte olan silahsız halka silah dağıtıldı. Yüzbası bağdayef 'in silahların teslimi hakkında yazdığı emirnameyi verdik. Bascavus silah teslimine razı olduğu halde askerler razı olmadılar. Bunun üzerine, hiddet göstermemeksizin çoğu tanıdık olan bu askerlere söyle hitap ettim; Komsular, arkadaslar! Görüyorsunuz ki dört bir taraf silahlı adamlarla dolu. Sizde tüfekleri vermez böyle silahlı durursanız sonu neye varır. Ya sizden yada karsı taraftan bir serseri çıkıp ates edecek olursa kaç anayı ağlatacağınızı hesap ettinizmi ? Çavusunuz Büağdayef bu ciheti düsünerek bu emirnameyi yazdı. Simdi kendisi müzakerededir. Biraz sonra gelecek tüfekleri kendi cavusunuza teslim ediniz. Bu basarılı harekattan sonra, gittikce kuvvetlenen Türkler de düzenli bir bölük olusturdular. Piyade taburu toplu halde talim görmekte olup, bir kaç bölük lere ayrılan ve ayrı kumandanlarca idare edilen süvari birliği de Süvari kumandanı na bağlı idi. Bundan baska birde komitenin Jandarma birligi vardı. Oltu'da Esad bey, Molla Bilal Sakirzade Ahmet ve Yusuf Ziyabeylerin basında bulunduğu milis kuvvetleri, Ermenilerle mücadele etmekteydi. Ermenilerle yapılacak mücadelenin uzunluğunu düsünen Islam komitesi 2 mart 1918 ' de Ermeni Tasnak Komitesine Oltu'nun Türk olduğunu ilçede iki ayrı kuvvetin bulunmaması gerektiğini bildirerek, Ermeniler den can ve mal güvenliklerinin sagllanacağı garantisiyle silahlarını teslim etmeleri istenilmistir. Tasnak Komite üyeleri ve Yüzbası Bağdayef ile asağıdaki teklifleri içeren antlasma yapılmıstır. Türklerin istekleri sunlardı ; a) Ermeni askerlerin ellerinde alınan silahların bir kısmı kendilerine iade edilecek b) İlçede güvenlik birlikte sağlanacak c)Ermeni bölüğü yeniden kurulacak Ermeniler Türklerin bu davranısını sevinçle karsıladılar. Çünkü kendilerinin Narman ve Sekerlide kuvvetli teskilatları vardı. Gerektiğinde bu teskilatların desteğini alarak Oltu'da yeniden duruma hakim olacaktılar. Tasnak Komitesinin bu gizli niyeti Islam Komitesince de tesbit edilmis ve ona göretedbir alınmıstı. Ilçedeki bu ortak yönetim mart ayına kadar sürmüs, bu zaman içinde iki tarafında, hem ermenilerin hemde Türklerin hızla silahlandığını görüyoruz. Emir su sekildedir Bascavus "İlçenin düzen ve güvenliğini bereberce temin etmek için Müslümanlarda bir milis kuracaklardır. Bunların bu teskilatı bizim içinde kolaylık demektir. Bu sırada kötülük olmaması ve bir olaya meydan bırakılmaması için muvakkaten askerlerin elindeki silahı bırakınız. Simdi geliyorum Yüzbası Bağdayef OLTU'nun Kurtulusu (25 Mart 1980 ) Narman savası baslamadan önce Oltu Islam Komitesi , Ermeni kuvvetlernin üzerine genel bir saldırıya geçme planı hazırlanmıs, daha sonra Tasnak komitesi üyeleri ile yapılan görüsmelerde Ermenilerin silahlarını bırakmaları, buna karsılık kendilerine azınlık haklarıyla mal ve can güvenliği saglanacağı kabül edilmisti.Bu antlasmalardan sonra bir kısım Ermeniler de bu teklifi red ile Cücürüs ve Tamrut tepelerinde mevzilenmislerdir. Türkler gerekli hazırlıkları tamamlayıp, Ermenilere teslim olmaları için haber gönderdiler .Türkler bütün ihtimalleri göz önüne almıslardır . Ermenilerin Mevzilendikleri tepeler atıs hattı içerisine alınmıstı. Son teslim haberinede olumsuz haber gelince vakit kaybetmemeksizin harekete geçildi. Ates Emri Bu günkü Devlet Hastanesinin bulunduğu yere yerlestirilen bir topla verilecekti. Ates emri verilir verilmez harekete gecen komite kuvvetleri kısa zamanda Tamrut ve Cücürüs tepelerini ele gecirdi. Böylece Oltu, Narman, Senkaya, Olur ve köyleride Ermenilerden temizlenmistir. Ermenilerin sınırdısı edilmesi - Türk Ordusunun Oltu'ya girisi: Oltu Islam komitesi kazanmıs olduğu bu basarılar sonucunda; Türk Ordusunun Subat 1918'deki ileri harekatı ile kacan Ermeni asker ve cetelerinin Bayburt, Erzurum ve Pasinlerdeki katlıamlarını, Tortum, Oltu, Narman, Göle, Ardahan, Cıldır ve Posof'da sürdürmelerine mani olmustur.(183)Oltu ve ceresindeki Ermenileri tesirsiz hale getiren komite, tüyler ürpertici cinayetleri ortada dururken ,bunların hala Oltu'da barınmalarını sakıncalı buluyordu. Komite 12 Mart 1918'de Ermeniler , Oltu ve köylerinden sınırdışı etmeye karar vermis ve derhal uygulamistır. Komite, Oltu ve cevresini Ermeni zulmunden korurken, öte yandan da Kafkas Orduları grup kuvvetleri gelinceye kadar askeri yetkililerden aldıkları direktifleri uygulamıslardır. 25 Mart 1918 de 5 Kafkas tümeni, Yarbay Mürsel Bey idaresindeki Türk ordusu halkın sevinç gösterileri arasında Oltu'ya girdi. Böylece 1878 de baslayan ve tam kırk yıl süren esaret vehasretlik sona ermistir. "Kırk yıllık kara günler" denilen bu sürecte tarihi 25 Mart'ı Kurtulusu günü olarak ilan eden oltu'lular her yıl bu günü bayramlarla kutlamaktadırlar. Bu tarihten sonra Oltu Islam Komitesi görev ve yetkilerini Ordumuza devrederek, görevini tamamlamıstır. Yarbay Mürsel Bey'i Oltu Mutasarrıflığına , Teğmen Cevdet'i de yerli halktan kurulu milis bölüğünün komutanlığına getirdi. Yasin Hasimoğlu'da bu bölüğe gönüllü olarak katılmıstır. Daha önce değinildiği üzere Elviye-i Selase ve oltu'nun mukadderatının tayini için Brest-litowsk antlasmasının 4. maddesine göre bölgede referandum yapılması gerekiyordu. Referandum hazırlıkları Haziran ve Temmuz aylarında tamamlandı ve Türklerin büyük çogunlugunun evet demesiyle Elviye-i Selase ve Oltu'nun Osmanlı Devletine iltihak ı kesinlesti. Oltu ve cevresinde 147 köy olup bunun altısı Rum idi. Müslümanlar 18206, Gayri müslimler 1888 kisi idi. Erkek nüfus ,Müslüman 9070, gayri müslim 925 kisi idi. Rey hakkı oranlarından 5279 kisi hepsi evet demisti. Elviye-i Selase'nin Osmanlıya ilhak mazbatalarını Istanbul'a götürecek heyetin arasında Oltu'lu Yusuf Ziya Bey'de vardı. Mondros Mütarekesinden sonra Oltu ( 30 Ekim 1918) 1. Dünya savasında yenik çıkan Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros mütarekesiyle kendi ölüm fermanı nı hazırlamıstır. Türk milletinin kaderini buyuk bir ölcüde etkileyen ve Imparatorluğun sonu ile yeni bir devletin baslangıcının sayılabilecek müterakenamenin ilgili 11 maddesi söyle idi. Iran'ın Kuzeybatısındaki Osmanlı kuvvetleri, derhal savastan önceki sınırların gerisine çekilecek, Güney Kafkasya'da henüz bosalmayan yerlerde, antlasma devletlerince istenildiği takdirde bosaltılacaktır. Osmanlı devletine resmen son veren bu mütarekeye göre Tebriz ve Bakü ile Dagistan'a kadar ilerlemis ve oradaki yerli Türklere İstiklal ve Hürriyet kazandırmıs olan Osmanlı ordusu doğuda 1914 hududu gerisine çekilmek mecburiyetinde kaldı. Böylece 1878 de elimizden çıkan Kars, Ardahan, Batum, Oltu'dan ibaret Elviye-i Selase'de milli sınırlar dısında bırakılmıs ve Ermeni ile Gürcülerin istilasına kendi basına terkedilmekte idi. Mütarekenin bu hükümleri Türk Halkı üzerinde buyuk bir üzüntü yarattı. Oltu'lular geri cekilme hazırlığında olan Türk Ordusu mensuplarına ağlayarak "Bizleri Ermenileremi teslim edeceksiniz" diyorlar bir yandan da teslim olmamak ve mücadele etmek için gerekli hazırlıkları yapıyorlardı. Kars İslam sürası Kars, Ardahan ve Batum'da milli çöküs ve felakete cesitli çareler aranmaya basladı. İlk tesebbüs ordu karargahı oluan ve orta yerde bulunan Kars'da basladı. 5 Kasım 1918'de İlkmüdafa-i Hukuk teskilatımız olarak kurulan Kars-İslam sürası Oltu ve Elviye-i Selase Türkleri çin bir ümit ısığı oldu. Kars islam sürası Elviye-i Selase'deki Türkelerin hukukunu savunmak amacıyla kurulmus, daha sonra da 18 ocak 1919'da Kars'da kurulan Cenub-i Garbi Kafkas hükümetinin çekirdeğini olusturur. Süranın gayesi osmanlının Elviye-i Selase'den resmen çekilmesi üzerine bosalan topraklarımızda askeri ve idari teskilatlar olusturarark, buraları Ermeni ve Gürcülere kaptırmamak, bunun içinde mücadele etmekti. Süra kurulurken en büyük desteği halktan alıyordu. Ayni zamanda 8 ocak 1918'de yayınlanan Wilson ilkelerinin 12. maddesinde yer alan hukuki haklarınada güvenilmistiki, daha sonra kurulan Müdaf-i Hukuk Cemiyetleri bu madde den destek almıslardı. Piroğlu Fahrettin Bey'in baskanlığında , Kağızmanlı Ali Rıza, Sarı Halil oğlu Muhlis, Mami oğlu Tevhid Bye ve Kepenekci Emin Ağa tarafından merkezi Kars olmak üzere kurulan bu şura'ya dokuz gün sonra Oltu'da katılmıstır. Ilk toplantısını 15 Kasım 1918 'de yapan Kars İslam Şüra'sı 2. kongresine 30 Kasım-2 Aralık 1918 tarihleri arasında yapmıs ve bu kongreye Oltu'yu temsilen Molula Bilal Efendi katılmıstır.Bu kongre de alınan kararlar arasında Oltu, Ardahan, Kağızman ve Nahcivan'da beser kisilik şüra subelerinin kurulması karalastırıldı. Kars , Milli süra hükümeti süratle kongrede alınan gereğinde calısmalara baslamak üzere harekete gecti. oltu'da Tahir bey zade Yusuf Ziya Bey, Milli süra subelerini açmıs halkı milli mücadeleye hazırlamıstır. Eski islam Komitesi bu defa 'Islam Terakki Komitesi' adıyla yeniden kuruldu. 7-9 ocakta yapılan ve tarihe Büyük Ardahan Kongresi ve II ardahan Kongresi olarak geçen bu tarihi kongreye Oltu Islam Terakki Komitesini temsilen oltu'dan Yusuf Ziya Bey ve Hasimoğlu Rüstem ,Sakiroğlu Ahmet, Mehmet ramiz katıldılar. Bu kongre de anılanan karar gereği 18 Ocakta Elviye-i Selase ve kazalarından secilen 131 delegenin katıldığı II. büyük Kars kongresi toplandı. Cenub-i Garbi Kafkas Hükümet-i Muvakkata-i Milliyesi kuruldu. Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti Bu hükümet Mondros mütarekesi sartlarını uygulattırmamak, Türk ulusu kesin zafer kazanıp hürriyetine kavusuncaya kadar Elviye-i Selase ve dolaylarını düsmana ayak bastırmadan yönetmek için kurulmustur. Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti Baskanlığına Cihangiroğlu İbrahim Bey getirildi. İngilizlerin de politika icabı resmen tanıdıkları bu hükümette Oltu'lu delegelerden Molla Bilal Maliye Bakanı, Hüseyin Köycü'de Meclis Yönetim Kurulu Baskanı olarak hükümette görev aldilar. Yine Dısısleri Bakanlığı Baş katipliğini de Sami Bey isimli bir Oltu'lu yürütüyordu. Oltu Islam Terakki Komitesi , Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti'ne süra subesi olarak bağlıydı ve bu sekilde Oltu'da halkı teskilatlandırmaya çalısıyordu. Ingilizler Süra Hükümetini sürekli olarak sıkıstırıp, Ermenilerin bu bölgelere gelmesine izin vermelerini istiyordu. Hükümet ise bu istekleri her seferinde reddediyordu. Ingilizler bu konudaki son tekliflerini 6 Mart 1919'da yaptılar. Ingiliz temsilcilerinin son teklifide kabül edilmeyince Ingilizler harekete geçtiler. 13 Nisan 1919'da Ingiliz Alayı ile İngilizler Kafkas Baskumandanlığı binasını kusattılar. Cenub-i Garbi Mümessillerinden 13 zat yakalanarak Batum üzerinden Malta'ya sürdüler. Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti lagvedilip yerine Kars'da kukla bir süra Hükümeti kuruldu. Meshedi Samed Ağa'nın baskanlığına getirildiği bu hükümetin 6 Türk, 1 Rum 1 Rus üyesi vardı. 30 Nisan 1919'da sözde yerli Hükümete ragmen Ingiliz komutanlığı, Ermenileri trenle Kars'a getirip buraların iradesini onlara bıraktı.Ingilizlerin koruması altındaki Ermeniler gittikce artan bir sekilde, mezalimlere yeniden basladılar. Elviye-i Selase'deki bu mezalim üzerine Kazım Karabekir Pasa Yarbay Ravlinson'a yazdığı bir yazıda Ermenilerin Oltu, Sarıkamıs, Kağızman cevrelerinde yapmıs oldukları mezalimleri görmesi için Karıkamıs'a gitmesini istemisdi. Gercektende bölgeye incelemeler yapan Ravlinson, Ermenilerin Oltu'dan Beyazid hududuna kadar katliam yaptıklarını ifade ederek, insanlık yararına Ermenilerin Müslüman nüfus üzerinde kendi baslarına komuta etmelerine izin verilmemesini istemistir. İngilizlerin de tesvikiyle Ermenilerin baslatmıs olduğu korkunc katliamlar halkın Elviye-i Selase'den Erzurum dan batıya göç etmesine sebeb olmustur. II. ci fırka komutanı Halid bey , hakkında tutuklama kararı olan Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti Hariciye Nazırı Fahrettin Erdoğan'ı Tortum'a götürerek, onu halkın göç etmesini engellemek için Oltu'ya göndermisti.Ermenilerin ve Gürcilerin ; Ardahan, Göle , Oltu üzerine yürümesi ile halk panige kapılmıstı. Fahrettin beg Tortumdaki Halid beyle görüserek, hududlarda tedbir alınmasını ve halkın oltu'ya geçmesini engellemisini istemisti. Biz Burda Ermenilerin mezalımlerini uzun uzadıya anlatacak değiliz. Zaten yaptıkları bir realite olarak tarihin kanlı sayfaları arasında yerini almıstır. Bizim içimize sindiremediğimiz tek sey yapmıs oldukları zulüm ve baskılara ragmen Ermenilerin hala kendilerini mazlum olarak göstermeleri ve sözde (Genocide) soykırım iddiaları. Ermeni mezalimi ve vahseti karsısında telasa kapılan halkın göçü hükümeti tedirgin etmekteydi. Zira, halkın göçü bu cevredeki Türk nüfusunu azaltacaktı. Zaten Ermenilerin de isteği bu idi. Erzurum kongresi Kararlarında Elviye-i Selase ve Oltu Mustafa Kemal Pasa Erzurum'a geldiğinde Cenub-i Garbi Hükümetinin Hariciye nazırı Fahrettin Bey Erzurum'da idi 23 Temmuz 1919 'da açılan kongre ye Elviye-i Selase adına Fahrettin ve Rasim Beyler katılmıstı. Kongrenin açılıs konusmasını yapan Mustafa kemal memleketin genel ve özel durumu hakkında bilgi verirken Ermenilerin Nahcivandan Oltu'ya kadar bütün müslüman halkı baskı ve zulüm altında tuttuğunu belirterek, Elviye-i Selase'deki Ermeni mezalimine değinmistir. Daha sonra Fahrettin bey Erzurum'dan ayrılarak Oltu'ya gelmis Karsın kurtulmasına kadar Oltu ve Ortakale süra'larına gidip gelerek faaliyet göstermistir. Bu dönemde yine Oltu Sancağından baska yerlere giden Oltu'lular teker teker giri dönüyordu. Cenub-i Garbi Kafkas Hükümetinin dağıtılmasından sonra Hükümetin Maliye nazırı Molla Bilal ile Asker beğ de Oltu'ya dönenler arasındaydı. Yasin Hasimoğlu'da 16 nisan 1919'da ingilizlere görünmeden Çamak köyü üzerinden Oltu'ya varmıstır. OLTU ŞURA HÜKÜMETİ Oltu Şüra Hükümetinin Kurulusu ( 29 Mayıs 1920 ) Yüzbaşı Farral , cevredeki Rumları teskilatlandırdıktan sonra Karsa gitmisti. Farral Kars'tan döndükten sonra 17 Mayıs 1919'da Oltu Meclis-i İdaresi ingilizlerin kurduğu meclis-i idarenin kaldırılarak yeni bir idarenin kurulmasını ve Ramiz Bey'in Baskanlıktan çekilmesini istemistir. 25 Mayıs 1919'da Oltu Meclis-i İdaresi kendisini feshetti ve Tahirbeyzade Yusuf Ziya Bey Baskanlığında " Oltu Süra Hükümeti" kuruldu. Böylelikle Ingilizlerin nisan ve mayıs aylarında Ermeniler adına yürüttükleri siyasetlerine son verildi. Bu yeni Hükümetin sınırları Bardız yaylasından (Allahu-ekber dağı) Gölenin Karınca düzü-Tekirtos yaylası-Kanlı Dağı , Artvin hududuna kadar uzanıyordu. Bu arada Ermeni zulmünden kaççan halkın göçünü önlemek için Halid Bey'in Oltu'ya gönderdiği Fahrettin Bey , Narmana geçerek burada da Milli bir teşkilatlanma kurulmasını sağlamıştı Oltu Meclis-i İdare heyeti dönemi: Kars Milli Şüra Hükümeti zamanında ona bağlı bir şüra şubesi olan Oltu Cenub-i Garbi Hükümetinin ingilizler tarafından doğıtılmasından sonra Kars vilayetinde kurulan milli şuralar içinde önemli bir merkez durumuna gelmistir. Oltu Milli islam şürasının temelini olusturan Islam komitesi, Yusuf Ziya Bey tarafından İslam Terakki Fırkası adıyla yeniden kurulmuş ve hükümet Görevini üstlenmişti. Ancak Oltu'daki bu faaliyetlerden ingilizler memnun değildi. Bu sebeple Kars'ın işgalinden sonra Ardahan, Kağızman ve Oltu'ya asker göndermişlerdi. Kars'tan Oltu'ya gelen Farrel ve Foltin isimli iki ingiliz subayından Foltin, Göle mahacirleri ile ilgilenmek için Merdinik (Göle)'e gitmişti. Oltu'da kalan Yüzbası Farral , Şüra Hükümeti Topraklarının Ermenilere verildiğini ve Ermenilerin buraya dönmelerine izin verilmesini istemiş, fakat hükümet , bu teklifi kabul etmeyince bu teşkilat (Islam Terakki Fırkası ) dağıtılarak yerine Oltu Meclis_i idare adıyla yeni bir heyet kurulmuştu. Oltu Meclis-i Idaresi 5 Türk 1 Rumdan oluşuyordu. Baskan Ramiz Bey olup diğer üyeler ise Sairoglu Ahmed, Tahir Oğlu Yusuf ziya , ve mebus Ahmet beyler ile Rumlardan Narmanlı Kirkor Papadapula idi. Oltu mutasarrıflığı tayin eden Yüzbasy Farral tarafyndan onaylandyktan sonra gecerli oluyordu. Yngiliz yüzbasysy oltu'da üç hafta kalmysty. Bu müddet içinde Narman köyüne giderek ordaki Rumlarla görüsmüs, Oltu'da bozgunculuk yapmys ve meclis kararlary üzerine etkili olmaya çalysmystyr. 7 Mayys 1919 tarihli Oltu Kaymakamy imzasyyla Tortum'da bulunan Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti Hariciye nazyry Fahrettin beye gönderilen bir telgraf yazsynda bu gerçe?i ortaya koymaktadyr. Telgrafta Rum Eskiyasynyn silahly saldyrylaryndan sikayet ederek söyle denilmekteydi. " Urumlary böyle teslih edip , eskiya haline koyan buraya gelen Ingiliz subayy Yüzbasy Farral'dyr Cünkü islamlaryn elinden silahlary toplady. Rumlaryn eline verildi. Bu fenali?i açyktan acyga yapty" denilmekteydi. Oltu İslam Terakki Komitesi Kongresi ( 21 Subat 1920 ) Oltu süra Hükümetinin temelini teskil eden Islam Terakki Komitesi bin yıllık bu Türk vatanından ayrılmasına engellemek ve bölgenin Ermeni mezalimine uğramasına mani olmak için 21 Subat 1920'de bir kongre tertip etti. Kongreye gecmeden evvel kongre kararlarının temelini teskil ettiğinden önemi çok büyük olan Islam Terakki Komitesi Maksat-ı Aliyye Programından bahsetmek gerekir. Islam Terakki Komitesinin 12 Kasım 1919'da tesbit ettiği Maksadi/Maksat-ı Aliyye Programı yeni Yüksek/Ulu emellerin programı söyle idi. 1- Milli Mutlulugun saglanması için bütün Müslüman ve Türklerin mukaddes " Albayrak" altında birlesmesi gerekiyorsa, Fırka üyeleri bunu yeminle mabül edecek ve calısmayı üstlenecek. 2-Her bakımdan Türk ve Müslüman olan Elviye-i Selase'de bundan sonra sonsuza kadar Türk ve müslüman yasatmak Fırkanın ülküsudur. 3- Altıyüz seneden beri Osmanlı saltanatına ve Hilafet-i Muazzama'ya bağlı ve onun ayrılmaz bir parçası iken , 42 seneden beri Rusya'nın esaretine giren Elviye-i Selase yine Anavatana bağlanmak ve ilhakla, bu anavatan parcası bundan sonra da Osmanlı sancağının gölgesinde yasamak Fırka'nın özel emelidir/ülküsüdür. 4-Elviye-i Selase'yi teskil eden Kars, Ardahan, Batum, Kağızman ve Oltu arasında sıkı bir bağ kurup; Osmanlı Devleti, Elviye-i Selase ile her türlü sekilde ilgileninceye kadar kurulacak mahalli süralar her türlü aracla donatılacak; dini ve kardeslerin Ermeni ve Gürcü gibi hırıstiyan komitelerin mezalimlerinden gercekten korumak ve himaye etmeyi fırka en kutsal görev bilir. 5- Fırkanın emel ve programına hadim olan her hükümete Süra heyetlerine Fırka zahir olmayı vecibe addeyler 6-Memleketin mukadderatını ve milletin hayatını kurtarmaya yönelmis olarak Hükümet tarafından düzenlenecek her türlü teklifleri, fırka hayırlı görmekle , istifasını dahi sağlar ve bunu kolaylastırır. 7-Elviye-i selase'nin kaderini yani geleceğini Fırkanın programına göre halletme , halkın düsüncesini ve milli isteklerini Itilaf Devletlerinin devlet adamları ile Sulh Konferansına bildirmek üzere Avrupa'ya delege gönderilmesi Fırka, Hükümet ile temasa geçerek, Elviye-i selase'nin kaderinin açıklık kazanmasını çabuklastırır. 8-Fırka, Mefrut-i idareyi istediğinden Oltu Sancağı adınaoylama usulü ile seçilerek milletvekillerinin gönderilmesini görev bilir. 9- Hükümetin izni ile Elviye-i Selase'de okullar açarak egitim durumunun yaygınlasması için fırka elinden geleni yapar. 10- Eğer Elviye-i Selase'nin Osmanlı idaresine verilmesine Avrupalı devletler (İtilaf devletleri) karsı cıkarlarsa ; Fırka bu kararı gecersiz kılamaz ve degistiremezse; ırk, din, dil, mezhep açısından asırlardır Islam oldukları belli olan ve gelenekleri ile Müslüman olan Türkiye olan Elviye-i Selase'de (Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti)ilan ederek Wilson prensiplerinin 12 . maddesinin sadece milleyet esasına dayanan hükmüne göre, milli hakimiyet uiğrunda son damla kanına kadar mücadele etmeyi fırka kendine görev bilir. 11- Bu onuncu madde gizli tutulacaktır. 12 Tesrin-i Sani 1335 Oltu Islam Terakki Komitesi Müessislerinden Tahirbeyzade Istanbullu Ahmetbeyzade Yusuf Ziya Müntaz Cahit Nazım Tahir beyzade Edobeyzade Gümrük Memuru Yasin Tahir Bedrettin Lisbek Müdürü Mektep Muallimi Tavusker Müdürü Molla Veysel Hüsameddin Maksud Örtülü'den HafızEfendizade Hüseyin Sırrı (Maksat-ı Aliyye programının tamamı 11 maddedir. 11 madde'den sonraki maddeler , Oltu Islam Terakki Komitesinde program temize geçirirken 6 madde daha ilave edilerek toplam 17 maddeye çıkartılmıstır) Ogretmen Hüsamettin Beğ tarafından Kongreye katılan 58 üyenin Kuran_ı Kerime yemin ettirilmesinden sonra kongre Müntaz Cahit bey tarafından resmen açılmıstı. Kongrede "Maksat-ı Aliyye Programı " okunup aynen kabül edilerek, ayrıca 7 madde daha ilave edildi. (21 Subat 1920) sonradan ilave edilen 7 madde ise söyledir. 12- Elviye-i Selase Halkından olup, mazisi temiz yasları 57'den yukarı 24'ten asağıda olmayan herkes Fırkanın asli üyesi olarak kabül ve kayıd edilir. 13- Cinayet'e mahküm ve suclu olanlar berat etmedikçe Fırka'ya kabül edilmezler. 14- Ahlaksızlığı ortaya çıkan Fırka üyesi, Fırka Genel Merkezi Heyetinin kararı ile cezalandırılarak fırka'dan ihraç edilir. 15- Fırka Genel Merkezi , her Cuma günü toplanır. 16- Fırka Genel Baskanı gerekli gördüğü zaman,bütün fırka üyelerini Genel Merkeze cağırmaya ve toplamaya yetkilidir. 17-Yapılacak genel kongre'de asli üyelerden mazeretsiz bulunan her kisinin , toplanma günü Genel Merkezde bulunması sarttır. Yukarıdaki programdan da anlasılacağı üzere Oltu Islam Terakki fırkasının gayesi Milli Huzurun sağlanması için bütün müslümanların ve türklerin "Albayrak" altında toplanması için ne lazım geliyorsa yapmak. İslam Terakki komitesinin 1. Genel Kurulunda alınan kararların sureti söyledir. 1-Komite üyelerinden Tahirbeyzade Yusuf Ziya, Selem, Yasin Bosnalızade Müntaz Efendizade ahmet, Edobegzade Tahir, Sefer efendiler, Sihsor köylü Mustafa oğul Mehmet Ağa tarafından düsünülen ve zamanın hassasiyetinden dolayı, harfiyyen uygulanması kabül edilen (Makasad-i Aliyye Programı) Cahid Müntaz Bey tarafından aynen kabül ve garanti altına aldı. 2-Programın basındakı Oltu İslam Terakki Komitesi yerine, Oltu İslam Terakki Fırkası yazılarar Cemiyetin bu adla anılmasına karar verildi. 3-Oltu islam Terakki Fırkası Baskanlığı'na Fırka üyelerinden Yusuf Ziya bey oy çokluğu ile seçildi. 4- Nahiye ve köylerde açılacak olan subelerin Müdürlüğüne okul Ogretmeni Hüsamettin beg oy çokluğu ile secildi. 5-Fırka Genel katipliğine ve Kongre Baskanlığı'na Müntaz Cahit bey oy cokluğu ile secildi. 6- Fırka'nın Genel Merkez üyeliğine Ahmet bey zade Nazım, Tahir beg zade Yasin, Feyyaz Ağalar, oy çokluğu ile secilerek kabül edildiler. 7-Lisbek Nahiyesi Fırka delegeliğine Molla Veysel ve Nahiye sube Katipliğine Molla Mustafa efendiler, Peneskirt Fırka delegeligine Rüstü beyzade Mecid bey ve Nahiye sube katipliğine Hafız Polat efendiler ve Karnavas Merkez fırka delegeligine Refik Bey, Sube memurluğuna Memi Ağazade Reisi Ağalar oy çokluğu ile seçilerek kabul edildiler. 8-Cemiyetin resmi mühürü bir hilal ve bir yıldız olarak tesbit edilerek hilal içerisinde "Oltu Islam Terakki Fırkası" adının yazılması kabül edildi. 9-Elviye-i Selase, Hilafeti Muazzama ve özellikle oltu Sancağının kaderi ile ilgili meselelerin cözümü ve görülmesi gerektiğinde Fırka'nın Heyet-i Umumiyesi'nin toplam yetkisi Fırka Baskanı'na verilmistir. 10- Tüm acil ve alısılmıs meselelerin halledilmesi, baskan ve sorumlu hatip ile Genel Merkez üyelerinin toplanması sart kılınarak, Fırka baskanın yetkisi karar altına alınarak saat 11.00'de fırka baskanı Yusuf Ziya beğ tarafından toplantı sona erdirildi. (21 Subat 1920) Oltu İslam Terakki Baskanı Yusuf Ziya Genel Merkez üyesi Genel Katip Ahmet Beyzade Nazım Müntaz Cahid Bu dahi Bu dahi Sefer Efendi zade Tahir beyzade Yasin Kısaca Kongrenin kabül ettiği maksat ve aldığı kararlar ; kurtulusa kadar Oltu Sürası Hükümeti tarafından takip edilecek milli bir program idi. Bu kararnameyi 63 üye ve delege imzalamıstı. Bundan sonraki çalısmalar kararnamenin ruhuna uygun olarak yapılacak, Oltu'nun bir an önce Türkiye'ye ilhakı sağlanacaktı. Kars'tan Oltu'ya sık sık gelen İngiliz Subaylarının kıskırttığı Rum çeteleri Türk köylerini yakıp yıkarar terör havası estiriyorlardı. Özellikle Sinot,Çölpenek, Himisker köylerini tarladaki ekinleri ile beraber yakarak esyalarını talan etmislerdi. Oltu yakınlarına kadar gelen Rum Eskiyaları Oltu Süra Hükümeti karsısında fazla ilerleyemediler. 25 Temmuz 1919'da Oltu Miliz Kumandanı Eyüp Pasa ile 19. alay vasıtasıyla 9. Kafkas Fırkası Kumandanı Rüsdü beye gönderilen ve buradan da 15 kolordu Komutanlığına gönderilen bir mektubun suretinde Rumlar hakkında söyle deniyordu. "Göle civarında bulunan Rumlar Islamları yağma ve ahalisine emva-i mezalim ile tahkir ettikten sonra cephe tutarak bu taraftan,o tarafa gecen veya Osmanlı tabiyetinde bulunan hasılı kim olursa olsun ele gecirdikleri suret-i facia'da katlediyorlardı." Oltu Süra Hükümeti sınırları içerisinde bulunan azınlık Rumlar, Göle ve Akçakale'deki Rumların Türklere mezalim yapmalarını onlemek için rehin gibi tutuluyordu. Bölgedeki Rumlar neyin mücadelesini yapıyorlardı. Çoğunluk olsalar toprak kavgası yapmakta haklılar. Ancak sayılarının ne kadar olduğu, vapurlarla Yunanistana götürülmelerinden anlasılıyor. 31 Ağustos 1919'da Kafkas Rumları Baskanı Ivan Kalciyof'tan Hükümet üyelerine bir mektup geldi. Kalciyof mektubunda bazı tehditler savurduktan sonra Bardız, Posik,Merinos,Pancirot köyü Rumlarının serbest bırakılmasını istiyordu. Mektubun bazı yerlerinde Rum-Türk Dostluğundan bahisle serbest bırakılarak Rumların önce Kars'a daha sonra da Yunanistana götürüleceğini söylüyordu. Kesinlikle bölgeden ayrılmak isteyen Rumlar, bu sartlar altında görüsmeler yapılıp antlasma sağlandıktan sonra oltu'dan çıkmalarına izin verildi. Daha sonra Kars-Batum yoluyla Yunanistana gittiler. ERMENİLERLE MÜCADELE Cenub-i Garbi Kafkas Hükümetinin topraklarını Gürcülere peskes çeken Ingilizler , yeni bir düzeltme yaparak Kars, Ardahan ve güney kısımlarını Ermenilere verdiler. Yeni düzenlemede Oltu Ermenilerin eline geçmisti. Oltu ve cevresine sık sık saldırılar düzenleyen Ermeni ve Rum ceteleri Süra Hükümetinin Milis Kuvvetleri ile de karsılasıyorlar. Bu arada Kars'tan gelen ingiliz subaylar Ermenilerin adına Oltu Süra Hükümeti ile görüserek buraların Ermenilere verilmesini istiyorlardı. Türklerin direnisi ve azimle karsı koymaları ne Ingiltere nede Ermenileri sapık düsüncesinden cevirememisti. Bir yandan savas devam ederken, diğer yandan da politik görüsmelerin ardı arkası kesilmiyordu. Ingilizler ve Ermeniler Oltu'yu Ermenistan sınırına katmak istiyorlar, ikide birde bir mektup yada haber göndererek Oltu Süra hükümetini görüsmeye davet ediyorlardı.Ingilizlerin bu tip çağrılarından bir kabül edilmisti. Kars'ta kalabalık bir sekilde yola çıkan Ermeni heyeti 9 kolordu müfettisi Mustafa Kemal'i de endiselendirmisti. 24 Mayıs 1919'da Erkan-ı Harbiye Umumiye Nezareti riyasetine gönderdiği bir sifrede " Silahlı 300 Ermeni'nin Kars'tan Erzurum'un simali sark kısmındaki hudud üzerinden geldikleri bildirildi" demistir. Daha sonra Oltu'ya gelen bu heyetin basında bulunan Rum asıllı Pasalof, Ermeni hükümeti tarafından buraya mutasarrıf tayin edildiğini ve beraberindeki kadro ile hükümet teskil edeceğini söylediğinde Oltu Süra Hükümetinden gelen heyetin bu maksatla Oltu'da kalamayacağını bildirerek , onları sınırdısı etmistir. Harbiye Nezareti 11 Haziran 1919'da bu konu da bilgi isteyen Mustafa Kemal'e su telgrafı karsılık olarak vermistir. "Silahlı 300 Ermeni vürüdu, tecavüz maksadıyla değil Oltu Hükümetini teskil etmek fikri ile geldikleri, halbuki Oltu Müslüman sürasının kendilerini simdilik ve ancak misafir olarak kalabileceklerini belirtmis, bunun üzerine gelen Ermeni asker ve Jandarmaları geriye gitmistir." Pasalof heyetinden sonra Ingiliz yüzbası Foltun önce kendisi ikinci seferde Futler ile gelerek ayni teklifi tekrar etmis . Ancak istekleri kabül edilmeyince geri dönmek zorunda kalmıslardır. Bu tür faaliyetlerden sonuç alamayacaklarını anlayan Ermeniler, yayınladıkları beyannamelerle halkı yıldırmak ve umutsuzluğa düsürmeyi hedefliyorlardı. 9 Haziran 1919 tarihli , Bardız Müfrezesi Kumandanı Tolan Faromyan'ın imzası ile dağıtılan beyannamede "Oltu Milis Komutanı Eyup Pasa ve adamlarının teslimi ile Ermeni Ordusuna karsı koymadan tüm silahların bırakılması" istenilmisti. Oltu Süra Hükümeti 20 Haziran 1919 da reisi Yusuf Ziya Beğin imzası ile karsı bir bildiri yayınladı. Bildiride Faromyan'a sert bir sekilde cevap verilerek söyle deniliyordu."Öz Türk babalarımızın yadigari olan yurdumuzda Ermeni baykusu ötmez. Biz buraların Ermenistan olduğunu bilmiyoruz ve hiç birimiz Ermeni buyruğu altına girmeye tahammülümüz yoktur." Kars'ta Ingiliz murahhası olan Yüzbası H.R.Prissor Oltu Süra Hükümeti ne bir mektup göndererek 30 temmuz 1919'da Oltu'ya gelerek hükümet üyeleriyle görüsmek istediğini belirterek , incelemelerde bulunmak istediğini belirtmisti. Hükümet Prissor'un Oltu'ya gelmesine izin verdi. Yüzbası Prissor yanında bir Amerikalı yüzbası ve tercüman Ahmed Robenson ile Oltu'ya geldiğinde "Ben sahsen buraların Ermeni hakimiyetine girmesine layık bulmuyoruz . Fakat ne yapayım . Hükümetin emrini bildirmek zorundayım diyerek 1 Ağustos 1919'da Oltu Hükümetine verdiği notada Oltu'nun Ermenilere verildiğinden onlara terkini ve silahların bırakılmasını istiyordu. Bu not süra hükümeti üyelerini harekete gecirdi. İlce ve köylerden toplanan halk Oltu'da protesto yürüyüsü yaptı. Bu tepkiler karsısında Yüzbası Prissor iyi teskilatınız varmıs demekten kendini alamamıstır. Daha sonra hükümet 7 Agustos 1919'da İngiliz notosına söyle bir cevap vermistir. Kars Vilayeti Ingiliz Askeri Murahhaslığına numra 13 Oltu'nun Ermeni idaresine teslimi Müş'ir Oltu hükümetine verilen 1 Agustos 1919 tarihli nota umüm mülhakat ahalisine tamimen tebliğ olundu. Ahali 6 Agustos 1919 tarihinde içtima ve müzakere ederek , neticede hiç bir suretle Ermeni idaresi altına gecemeyeceklerin tahriren ve sifahen hükümete bildirdiler. Buralar Sulh konferansında sureti katiyede Ermeni idaresine verilmemistir. Oltu siyanet edilerek yine Ermeni idaresine verilmemesine ve sulh-u kati'nin hitamına kadar,yine Ermenilerin hududumuza tecavüzatta bulunmamalırının teminine, Ingilizlerin gayerete ve hizmet etmelerine umum ahalimiz tekrar rica etmekte olduğunu cevaben arzeyleriz. Oltu Hükümeti süra reisi Aza Aza Aza Yusuf Ziya İzzet Ramiz Ahmet Naci Bu cevabı alan Prissor Kars'a dönmek zorunda kalmıstır. Dr. Esad beyin Oltu'ya gelisi Ingilizlerin siyasi oyunlarıyla Oltu'ya hakim olamayan Ermeniler Ekim 1919 da Oltu'yu isgal etmek için Merdinik'e asker ve cephane yığmaya basladılar. Ancak yapılan askeri hareketten önce Oltu'nun kan dökülmeden teslimini istemek için Oltu Süra Hükümetine bir heyet gönderdi. Bu heyet Dr.Esad Bey baskanlığında Ardahan mutasarrıfı Nahcivanlı İbrahim Kadimov, Göleli Arslanbeyzade Beyaz , Sorobeyler ve Ismail ağa ile birlikte 21 ekim 1919'da Oltu'ya gelmistir. Heyet resmi görevlerini açıklayınca üyeler Oltu Süra Hükümeti tarafından tutuklanmıstır. Aslında bu bir danısıklı döğüs idi. Hem Ermenilerin kuskulanmaları önlenecek, ve hemde tutuklanma döneminde Göleye döneceği ana kadar hazırlıklar yapılacaktı. Amaç Ermeni taarruzları karsısında Oltu'yu uyararak hazırlanmalarını sağlamaktı. Ermeni hükümeti daha öncede ingilizler aracılığı ile denediği fakat basaramadığı Oltu'nun teslimini bu heyet aracılığı ile basarabileceğini düsünmekteydi. Oltu Süra Hükümeti 23 ekim 24 ekim 1919'da toplanarak heyetin teklifini red ile savunmaya karar vermistir. Bundan baska hükümet 24 Ekim 1919'da emir seklinde söyle bir karar almıstır. 1- Cete kumandanlarının maiyetlerine birer jandarma verilerek , süratle asker toplanacaktır. 2-Kasabanın defteri Idris Beyin nezdinde bulunacak, yarın kasabanın askeri celbedilecektir. 3- Bahri Bey Memet Bey'le Kosora gidecektir. 4-Narmandan gelcek 60 süvarinin celp ve Soro Bey komutasında cepheye sevki, 5- Idris Bey tarafından vaziyet-i Umumiyye hakkında cephelere malumat itasi. 24.Tesrin-i evvel.1335 Yusuf Ziya Oltu Süra Hükümeti Dr. Esad Bey'in heyetini 26 Ekim 1919'da yazılı ifadesini aldı. Bu yazılı ifadelerin heyetin gayesini göstermesi bakımından önemlidir. Dr. Esad beyin tutuklanma haberi bölgede bulunan Ermeni Komutanı General Mayor Osebyans tarafından öğrenilince Oltu Süra Hükümeti'ne 28 Ekim 1919 tarihli bir mektup gönderdi. General mektubunda tehditler savurarak heyetin serbest bırakılmasını istiyordu. Fakat heyet bu mektup alanmadan serbest bırakılmıstı. Nitekim hükümetin aldığı kararlar sonucu kuvvetler sevkedilerek cepheler kuvvetlendiriliyordu.Bir taraftan da 15. kolordu dan yardım istenirken diğer yandan da Gürcülerle anlasma yolları aranmıstır. Ermenilerin Merdinik'e kuvvet yığmaları ve Oltu'daki olayları yakından takip eden Kazım Karabekir Pasa Olayları Harbiye nezaretine su sekilde rapor ediyordu. "23/10/35 tarihli sifreye layikadır. Merdinikte Ermenilerin piyade, Makinalı tüfek, toptan mürekkep bir kuvvetin tahassüd ettigi arzedilmisti. Merdinikte bu kuvvet ihtibaatından sonra Doktor Esad bey riyasetinde altı islam ve iki Ermeniden mürekkep bir heyet Oltu'ya gönderilmis, bulunup, Oltu Hükümetine Ermenilere mutavat etmelerini teklif etmis, karsı koymadıkları zaman Oltu'yu isgal edeceklerini bildirmisler.Oltu Hükümeti Muvakkatası gelen Heyeti tevkif etmek suretiyle teklife mukabele etmis olduğu müstahberdir. arzolunur. Onbesinci Kolordu Komutanı 30 Tesrin-i Sani 35 Kazım 1919 Ekim ve Kasım Ayları Oltu'nun yakında büyük önem tasıyan kararların alındığı ve çalısmaların yapıldığı aylardır. 6-7 Ekim 1919'da Oltu Süra Hükümeti ,Ermenilere karsı açtığı mücadeleyi basarılı bir sekilde sürdürmek için yaptığı toplantıda Erzurum'dan 16 kağnı yükü cephane, bir sağlık memuru, bir makinalı Tüfek ustası, bir tüfekçi ve tıbbi malzeme getirilmesi kararlastırılmıstır. Sağlık memuru ve tüfekcilere verilecek ücret buğday ve arpa satısından elde edilecektir. Gerek Türkler ve gerekse Ermeniler büyük bir savasa hazırlık yapıyorlardı. Oltu Süra Hükümetinin Siyasi faaliyetleri Hükümetin Kars Sancağındaki diger Süralarla iliskisi Kağızman ortakale Milli süraları: Cenub-i Garbi Kafkas Hükümeti'nin tutuklu üyeler arasında bulunan Dahiliye nazırı Ali Rıza, Batum'dan kaçarak Oltu'ya gelmisti.Oltu'da hariciye nazırı Fahrettin Beyle görüsen Ali Rıza Bey, Ortakale köyüne giderek buradan faaliyete geçti. Alirıza bey Oltu Süra Hükümeti'nin yardımlarıyla Ermenilerle mücadele etti. Oltu Süre Hükemeti, diğer milli süralar ile yardımlasmanın yanısıra onlardan kendi durumları hakkında raporlar alıyordu. Böylece Oltu Süra Hükümeti ve milli Süralar arasında birlik-beraberlik sağlıyordu. Bu maksatla, Kağızman milli Sürasından gelen bir rapor asağıdadır. Kağızman Hükümeti Riyaseti Kağızman Hükümeti Merkezi Adet : 16 Ortakale sayı: 703 23/12/335 Oltu Milli Hükümeti Riyasetine 1- Milli Hükümetimizin ahvaline dair izahat ber-vech-i atidir. 2- Vaziyetimiz ; Darphaneden-Ortakale Kozan'a kadarolan mıntıka kamilen taht-ı irademizdedir. 3-Düsman Basköy, Armutlu, Çürük cephesindedir. 4-Cephanemiz her ne kadar mevcut ise de mevcuda göre pek azdır. 5- Vaziyetinizden her zaman haberdar olmak istiyoruz. 6-Düsmanın bütün kuvve-i nazariyyesi bizi ortadan kaldırmaktır. 7-Bütün hususatı tasviye edilmek üzere, son derece çalısmaktayız. 8-Cenabı Allahtan Milli Hükümetlere hayırlı nursatlar temenni ve tazarrü eyleriz efendim. Kağızman Milli Hükümeti Reisi OLTU SÜRA HÜKÜMETİNİN PARİS BARIS KONFERANSINA KATILMA TESEBBÜSLERİ Oltu Süra Hükümeti idari ve askeri faaliyetlerinin yanı sıra ,Önemli bir siyasi faaliyette de bulunmustur. Bu faaliyet ile Cenub-i Garbi Hükümetinin yarım kalan tesebbüsünü tamamlamaya çalıstı. İslam Terakki Fırkası'nın Makasad-i Aliyye programının 7.nci maddesine istinaden Oltu Süra Hükümeti 11 Mart 1920'de aldığı bir kararla Tahirbeyzade Yasin beyi Avripa'da yapılacak olan Sulh konferansına Türk heyeti ile katılma ve Oltu Süra Hükümetini temsil etme yetkisini verdi. Yasin bey daha önce İstanbula giderek, daha sonra Osmanlı Devletinin delegeleri ile Barıs Konferansına katılacaklardı. Yasin beg Istanbul'daki Itilaf Devletleri mümessillerinden kırkiki senedir Anavatandan ayrı kalan Elviye-i Selase'nin barıs içinde yasaması için Wilson ilkelerinin 12. maddesinin uygulanmasını isteyecek ve Elviye-i Selase hakkında bilgi verecektir. Yasin beğ'e 11 Mart 1920 de verilen vekalet ve intihabname'de Elviye-i Selase halkının barıs konferansından beklentilerinin neler olduğu belirtiyordu. Konferansta Türk Ordusunun mütareke gereği,bu Toprakları terk etmesinden sonra Ermeni ve Rumların Türklere yaptıkları zulümlerin boyutu dile getirildi. Yasin Bey herseye Oltu'nun Türkiye'ye ilhakı sağlanmazsa " Biz Dünya'da hiç kimsenin boyunduruğu altına girmek istemiyoruz. Bu uğurda bütün millet olarak yemin etmisiz. Dökülecek kanın günahkarı sizsiniz." diyerek salonu terkedecektir. Fakat İstanbul isgal edildiğinden Oltu Süra Hükümeti Avrupa'da sesini duyuramamıstır. Hükümet Ankara'da toplanan ve Yeni Türk Devleti'nin temelini olusturan Meclise Mebus göndermekle Yıkılmakta olan Osmanlı Devleti yerine, yeniden kurulacak Türkiye Devleti ile birleserek tek basına mücadele etmekten kurtulmustur.

Daha detaylı bilgi ararsanız Hamza GÜNDOĞDU’nun tarihi ve kültürel yönleriyle oltu kitabında bulabilirsiniz.