UÇİTEL: Haberci, laf götürüp getiren.

UFUNAT: Hastalık, arıza; emare.

UFUNATI DOKUNMAK: Tesir etmek, sirayet etmek.

UĞUNMAK: Kahkaha atmadan katıla katıla gülmek.

UĞUT: Henüz olmamış buğdaydan yapılmış un.

ULAM ULAM OLMAK: Kalabalık olmak, bir araya toplanmak.

UMAÇ: Un çorbası.

URUP: Hububat ölçü birimi.

URVA OLMAMAK:Yetmemek, az gelmek, kafi gelmemek.

URVA: Hamurun açılırken veya pişirirken zemine yapışmasını önlemek için kullanılan un.

USİYETLİ: Uyumlu, herkesle iyi geçinen.

USTUKÂR: Hamuruna süt katılarak pişirilmiş tandır ekmeği.

UYUNTİ: Uyuşuk, miskin.