Memduh Hoca, Erzurum'un Olur İlçesi Olgun (Arkütis) köyündendir. Olur Nüfus Müdürlüğündeki nüfus kayıt örneklerine göre, doğumu Oltu 1300, ölümü 1960 olarak görülmektedir. Nüfus kayıtları Göle'den Olur'a nakledilmiştir. Ancak, doğum tarihi ile ilgili bir kesinlik yoktur.  Çünkü mezar taşına kendisi ölmeden önce doğum tarihini I880 olarak yazdırmıştır. Kaynak kişiler ise Memduh Hocanın öldüğünde 90 yaşlarında olduğunu belirtmişlerdir. Onun için tahminen I870'lerde doğduğu söylenebilir. Esas adı Kurban'dır. Köyünden İstanbul'a medrese eğitimi için gitmiş, 18 yıl medrese eğitimi almıştır. Osmanlı eğitim sistemi içerisinde yetiştiğinden dolayı çok güçlü bir Kur’an eğitimi almıştır. İlminde en üst noktaya çıktığının göstergesi olarak hocaları ona "Memduh" ismini vermişlerdir. Yöresinde ise halk ona Mendo Hafız lakabını takmışlardır. Rusça, Arapça ve Farsçayı çok iyi derecede bilmektedir.
Çok sayıda dini, siyasi ve sosyal konularla ilgili eserler yazdığı bilinmesine rağmen, dönemin siyasi ve ekonomik şartları bunların neşriyatını engellemiştir. Şikâyetler üzerine eserlerini yakmıştır. Halkın eğitim seviyesinin düşük oluşu, hocamızın ana düşüncelerinin anlaşılmamasına yol açmış, 1940-1950'li yıllarda bu eserlerin matbaaya verilmeden yakılmasına yol açmıştır. Onu bize anlatan belgeler arasında en somut olanı kendisinin ölümünden önce mezar taşını hazırlatıp onun üzerine yazdırdığı yazıdır. Ayrıca, Neyzen Tevfik'in (1879-1953) hocamıza yazdığı bir mektup vardır. Bu mektup Bu belgeler incelendiği zaman onun felsefesi ve dünya görüşü hakkında bilgilere ulaşabiliriz.
Kaynak kişi olarak yararlandığımız Olur'un Atlı Köyünden Yakup CAN’dır. Buna göre Memduh Hoca, Olur'un Olgun Köyündendir. Lakapları Bozaligillerdir. Babası Atlı köyünden evlenmiştir. Annesi Atlı Köyünden Kerim Ağa'nın kız kardeşidir. Memduh Hoca İstanbul'a Kivi'li Hoca ile birlikte gitmişlerdir. Fakat İstanbul'a nasıl gittikleri, kimin götürdüğü belli değildir. 18 yıl medrese eğitimi aldıktan sonra memleketine geri dönüyor. Birinci Dünya savaşından önce Azerbaycan'a gidiyor. Burada öğretmenlik yaptığı söyleniyor. Azerbaycan'da evleniyor. Daha sonra memleketine eşiyle birlikte geri dönüyor. O günkü hükümetten Orman Muhafaza memuru olarak görev alıyor.(Göle'nin bir köyünde) On, on beş sene bu görevini sürdürüyor. Ailevi sebeplerden dolayı bir cinayete karışıyor. Kars'ta hapis yatıyor. Bu dönemde çocuklarına devlet sahip çıkıyor ve çocuklarından uzun süre ayrı kalıyor.
Hoca, Kars cezaevinden çıktıktan sonra Rusya'ya çocuklarıyla geçmiştir. Rusya’da esir alınmış, yargılandıktan sonra berat etmiştir. Rusya'ya gitme sebebi ekonomik mi, yoksa siyasi mi olduğu bilinmemekle birlikte siyasi olduğu tahmin edilmektedir. Daha sonra Memduh Hoca Atatürk tarafından yurda getirtilmiş ve bir kez daha mahkeme edildikten sonra berat etmiştir. Atatürk, Memduh Hocayı akabinde İzmit Hereke’de bir fabrikaya müdür tayın etmiştir. Müdürlükten sonra Erzincan'a getirilmiş, bundan sonra Mareşal Fevzi Paşa tarafından Kars İaşe Amirliğine görevlendirilmiştir. Bu görevinden sonra da İstanbul'a geri dönmüştür. 1945'li yıllardan sonra İstanbul'dan sağlık problemleri nedeniyle doktorlarının tavsiyesi üzerine Olur'a gelmiş, Olur'un Olgun, Atlı köylerinde imamlık yapmıştır.
Halk arasındaki sohbetlerinde 1960 yılında öleceğini söylemiştir. 1960 yılında kendisine bu beyanı hatırlatıldığında: “İyi şeye temas ettin der. Ben altmış yaşında ölecektim, ama yazın bir kere hastalandım da ona mı saydılar?” der. Bir hafta sonra, 1960 Aralık ayının son haftasında öldüğü duyulur.
Memduh Hoca, fikirlerini Çataksu Köyü’nden Kemal isimli birine yazıya geçirttirir. Kelam’in ifadesine göre Hoca devamlı: "O gün olacak mı ki fikirlerimi matbaaya vereyim de rahatlayayım." demektedir.  Kemal ise gittiği her yerde Memduh Hocanın hükümete karşı fikirlerinin olduğunu, hükümet aleyhinde yazılar yazdığını, "Hatta komünist ruhlu adam" olduğunu beyan etmiştir. Bu beyanlar üzerine Memduh Hoca Oltu'da hapse atılır. Ancak yargılandıktan sonra suçsuzluğu anlaşılır. Çünkü şikâyet eden insanlar fikirlerini anlayamamışlardır.
Mehmet Akif'i ve Hüseyin Cahit'i çok beğenen, Menderesle mektuplaştığı söylenen birisinin komünist ruhlu bur insan olduğunu söylemek çok güç olsa gerek. Hatta Menderes'ten son bir mektup aldığında çok üzülmüş ve "Menderes kendi ipini kendi çekiyor" ifadesini kullanmıştır.

Mehduh Hoca,  ölmeden evvel Atlı Köyü’nden Halit Es’e mezar taşı yaptırıp şunları yazdırır:
Toplansın gelsinler mezarım başına,
Gelsinler mezar taşıma,
Doğuşumu1880 vefatımı1961 diye yazsınlar.
Koy desinler dün var olan Memduh
Bugün yok olmuş.
Yoktur varlığın da yokluğun da hiç kıymeti,
Varlığın ahiri yokluk olunca.
Ne varlığın ne yokluğun kıymeti var,
Varlığın sonu boş , yokluğun sonu boş.
Çünkü varlık yoklukla,
Yokluk varlıkla namütenahidir.
İşte o günler, İşte bu günler
Ona layık imiş o günler
Bize layık imiş bu günler
Gel eyle, gör eyle, gül eyle
Sen Memduh'un mezarına şad eyle.

Kaynak : Yrd. Doç. Dr. Durmuş KILIÇ